Zalimler Değişti, Katliamlar Devam Ediyor…. Dün Halepçe, Bugün Halep!

ZALİMLER DEĞİŞTİ, KATLİAMLAR DEVAM EDİYOR…. 

DÜN HALEPÇE, BUGÜN HALEP!


Tarih 1988’in 16 Mart’ıydı… Newrozun gülleri yeni yeşermekteydi Halepçe’de… Birazdan üzerlerini kaplayacak karabulutlardan habersiz gülümsemekteydi nergisler güneşe cesurca… Ve bir kız çocuğu annesine seslendi: “Dayê! Bêhna sêva tê” (Anne! Elma kokusu geliyor.) Oysa minik ciğerlerini dolduran  koku, elma değil Saddam rejimi uçaklarının Halepçe semalarına bıraktığı hardal gazıydı…

Heyyy gidi zalim Saddam! Hardal gazı insana ne yapar, masum bebeleri nasıl yakıp kavurur bilir misin?

Gürültüyle birlikte evlerinden çıkan Halepçe halkı, daha ne olduğunu anlayamadan derilerinin kavrulduğunu hissetti, ateş sarmıştı vücutlarını içerden ve dışardan…  Kimyasalın etkisiyle vücutlarının tüm kasları o kadar şiddetle kasılıyordu ki, bel kemikleri kuru ağaç dalı gibi kırılıyordu…  Sinir sistemini felceden bu zehir aynı zamanda derilerini de eritiyordu…

Ne acı bir ölüm Allah’ım!..

3 saat içerisinde 6000’i aşkın insan ölmüş, binlercesi de ağır yaralanmıştı. 75 bin kişinin yaşadığı Halepçe şehri viraneye dönmüştü.  Tarih bir kez daha şahit olmuştu zalimin zulmüne ve mazlumun ahına.

Saddam’ın kuzeni olan Ali Hasan el Mecid, namı-diğer Kimyasal Ali’nin bu olayı gerçekleştirmesinin bilinen iki ana sebebi vardı:

1. Faşist Saddam yönetiminin genel “Araplaştırma” politikası, 

2. Batılı emperyal güçlerin Saddam’ı İran’a karşı kışkırtmasıyla çıkan İran-Irak savaşında, dindar Halepçe halkının Saddam diktatöryasından yana tavır sergilememiş olması.

Katliam sonrası yapılan araştırmalarda Kimyasal Ali’nin Halepçe’de kullandığı bombaların ABD, Almanya ve Fransa patentli olduğu ortaya çıkmıştır. Bu da yaşanan bu korkunç katliamın dünya basınında neden gereken yankıyı uyandırmadığını sözde humanist, emperyalist batı devletlerinin katliam karşısında neden dilsiz şeytan kesildiklerini açıklamaktadır.

Anadolu Öğrenci Birliği olarak;

Halepçe katliamını unutmayacağımızı ve her türlü kimyasal silahlara ve kime yönelik olursa olsun kimyasal saldırılara karşı olduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Dün Halepçe’de olduğu gibi bugün de tüm dünyanın gözü önünde zalim Esed rejiminin Suriye halkına karşı gerçekleştirdiği kimyasal saldırılar karşısında üç maymunu oynayan başta BM olmak üzere tüm uluslararası kuruluşları lanetliyoruz. 

Bizler, ismi barış ve esenlik demek olan İslam’ın mensupları olarak, sulhun harpten daha hayırlı olduğunu, barışın mümkün olmaması durumunda gerçekleşen savaşta bile bir hukukun olması gerektiğini, masum insanların, yaşlıların, kadın ve çocukların, silahsızların asla öldürülemeyeceğini, toplu imha silahları kullanmanın korkunç bir soykırım suçu olduğundan hareketle tüm toplu imha silahlarının yok edilmesini istiyoruz. İslam dünyasının kalbine hançer gibi saplanan gayri meşru İsrail devleti dünyanın en büyük nükleer güçlerinden biridir. Nükleer temizlik İsrail’den başlamalıdır.

Bizler kapitalizmin en kirli basamağı olan silah ticaretine, kazancını savaş, ölüm ve kan üzerine kurmuş silah baronlarına, insan kanıyla beslenen, petrol uğruna vampirleşmiş emperyalist ülkelere karşı insanlık onurunun yanındayız.

Japonya, Vietnam, Mısır Suriye,  Afganistan,  Filistin ve Irak başta olmak üzere dünya üzerindeki tüm mazlum hakların dini, dili, rengi ne olursa olsun acılarını paylaşıyoruz. Zalimlere karşı mazlumların yanındayız. 

Halepçe’de hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyoruz. Yeni Halepçelerin yaşanmayacağı, daha yaşanabilir bir dünya duasıyla Allah’ın selamı üzerinize olsun.


ANADOLU ÖĞRENCİ BİRLİĞİ


0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili yazılar