Bağımsız Çeçenistan’ın Mihenk Taşı; Cevher Dudayev

Çeçen

mücadelesinin liderlerinden Cevher Dudayev 19 yıl önce bugün şehit edilmişti.

Vefatının 19. yılında onu rahmetle anıyor ve hayat hikâyesini paylaşıyoruz:

Cevher

Dudayev, 1944 senesinin ilk günlerinde Çeçenistan’ın Yalho köyünde doğdu.

Tarihin gördüğü en vahşi sürgünlerden biri ile henüz kundakta iken, 500 bin

insanla birlikte Kazakistan’a sürgün gitti. Sadece yollarda binlerce insan

hayatını kaybederken Dudayev Allah’ın takdiri gereği hayatta kaldı. O takdir

ki, gelecekte onu şanlı bir lider olarak bize tanıtacak ve mübarek bir şehit

olarak aramızdan alacaktı.

Çocukluk

yılları Kazakistan’ın Çimkent şehrinde geçen Dudayev, büyük bir kıtlık ve

yokluk hayatı yaşadı. Böylesine ağır hayat şartları altındayken annesinin

anlatmaktan bıkmadığı Çeçenistan hikâyeleri ile büyüdü. Dini düşüncelerin

yasaklandığı bir karanlıkta, ailesi sayesinde manevi bir atmosferde iyi bir

Müslüman olarak yetiştirildi. 1957 yılında Çeçenistan’a geri dönüş izni

çıktığında Dudayev ailesi de vatanına geri döndü. Zeki bir öğrenci olan Cevher

Dudayev, Tambov Hava Harp Okulu’na girmeyi başardı. 1966 yılında Uzun Mesafe

Uçak Pilotluğu ve Mühendisliği Okulu’nu, devamında da Gagarin Hava Harp

Akademisi’ni bitirdi. Daha sonra da Alla Dudayeva ile hayatını birleştirdi.

1989

yılında Glasnost ve Perestroyka politikaları, tarihin en karanlık rejimi

komünizmin sonunu getirirken, Dudayev tuğgeneral olarak Estonya’da bulunuyordu.

Bağımsızlık rüzgârlarının estiği Estonya ve diğer Baltık ülkelerindeki

isyanları zor kullanarak bastırması istendiğinde, “Toprağı için, vatanı için

mücadele eden insanlara asla bomba atmam!” diyerek kendisine verilen emri

reddetti. Dudayev bu olaydan sonra Estonya’da kahraman, Rus ordusunda ise “Asi

General” olarak anılmaya başlandı.

Bu

sıralarda Çeçenistan da kaynamakta idi. Yandarbiev ve arkadaşları Çeçenistan’ı

bağımsızlığına kavuşturmak için çoktan organize olmuşlar ve mücadeleye

başlamışlardı. Dudayev de olan bitenin farkındaydı. Estonya krizi sonrasında

Rus ordusunun istenmeyen adam ilan ettiği Dudayev, Yandarbiev’in daveti üzerine

istifa etti ve vatanı Çeçenistan’a döndü. 1990 yılında toplanan Halk

Meclisi’nin başkanlığını yaptı. 6 Eylül 1991 tarihinde bağımsızlık kararı

alınınca, aday olarak girdiği başkanlık seçimlerinden oyların %85’ini alarak

galip çıktı ve Çeçenistan devlet başkanı oldu. Dudayev’in en büyük

hayallerinden biri de Kafkasya halklarının birliği idi. 1992 yılında başlayan

Abhazya Savaşı’na Şamil Basayev komutasında Çeçen savaşçıları gönderip Kafkas

Halkları Konfederasyonu’na destek verdi.

Moskova,

Kafkasya’nın kalbinde gelişen bu olayları hiç de iyi bir gözle takip etmiyordu.

Dudayev, Çeçen halkının artık yola Rusya’dan ayrılarak devam edeceğini söylüyor

ve Kafkasya birliğinden bahsedenlere destek oluyordu. Oysaki Moskova’nın

Kafkasya’yı kaybetmeye tahammülü yoktu.

Savaş

çanları çalmaya başladığında, Dudayev Rusya ile görüşme yolları aradı. Hatta

Tataristan’ın biraz üstünde bir statüde bağımsızlık karşılığında, Rusya

Federasyonu’nda kalmak bile tartışıldı. Dudayev sonuna kadar savaşın karşısında

olsa da Moskova, “Asi General”in yola getirilmesine karar vermişti. Önce

içeriden hainler organize edilerek bağımsızlık engellenmek istendi ama başarılı

olunamadı. Zira Dudayev ve arkadaşlarının yaktığı ateş Çeçenistan’ı çoktan

kavurmaya başlamıştı, devamında ise tüm Kafkasya’yı saracağı kesindi. Bu

dönemde Rusya adalet bakanı olan Çerkes kökenli Kalmuk Yura -bu karar alındığı

anda görevinden istifa etmiştir- Moskova’nın savaşa karar verdiğini yakın bir

dostuna şu sözlerle anlatıyordu: “Güvenlik Konseyi, bu savaşın başlatılması

yönünde bir karar aldı. Bunun dönüşü yok artık. Konsey üyeleri, iç politikada

bir takım dengeleri oturtabilmek için Rusya’nın kazanabileceği küçük bir savaşa

girmesinin gerekli olduğu düşüncesinde hemfikirler. Alınan bu karar gereği de

Rus ordusu Çeçenistan’a girecek.”



11

Aralık 1994 günü Rusya -sadece iki saatte almak kaydı ile- Çeçenistan’a

saldırdığında, Dudayev çok iyi tanıdığı Rus ordusuna asla unutamayacağı bir

direnişle cevap verdi. “Son Çeçen canını vermeden Ruslar asla Çeçenistan’ı

alamazlar!” diyerek cihad ilan etti. “Bizi öldürebilir, ezebilir, üstümüzde

tanklarla dans edebilir, vücudumuzu parçalayabilirler… Fakat özgürlük ve

bağımsızlık ruhumuzu asla yok edemezler…”

Dudayev

21 Nisan 1996 günü uydu telefonu ile bir Duma milletvekili ile görüşürken

güdümlü bir füze saldırısı sonucunda şehit edildi. Çok önceleri söylediği,

“Şehitliğe talibim. Şehitliği büyük bir rütbe ve makam olarak kabul ediyorum.

Ülkemin bağımsızlığı ve halkımın hürriyeti için ölene kadar savaşmaya hazırım!”

sözü ile iman dolu kalbini çoktan ifşa etmişti. İlk olarak ABD tarafından

doğrulanan suikast onun şehadetiyle Çeçenistan’da her şeyin bittiği şeklinde

lanse edildi. Oysaki Dudayev sözde hür dünya devletlerinin hiçbir zaman anlayamayacağı

bir gerçeği halkına anlatmıştı. Çeçenler büyük şehitlerinin izinde, iki yıl

süren savaş sonucunda, Rusları yendiler. Moskova’nın bu “küçük savaşı”nda

Çeçenistan 150 bin insanını şehit verdi.

Dudayev

gerçek bir liderdi; asla para, makam,

mevki gibi şeylere meyli olmadı. Savaş süresince kendisine yapılan yüklü

miktarda para, ülkeden çıkışının ve can güvenliğinin sağlanması gibi teklifleri

hiçbir zaman kabul etmedi. O sadece halkına güvendi. Basın mensuplarının savaş

öncesinde sorduğu “Kaç generaliniz var?” sorusuna “Her Çeçen bir generaldir,

ben sadece milyon birinciyim.” diyecek kadar alçak gönüllü idi. Bağımsızlık

ilanının ardından tanınma için başvurduğu devletlerden olumsuz yanıt aldığında

verdiği cevap bu mücadelenin aslında temel taşı idi: “Bizi tanımazsanız biz de

sizi tanımayız!”

Çeçenistan

büyük liderini hiçbir zaman unutmadı. Bağımsızlık savaşında 300 bin Çeçen şehit

edildi, binlercesi hâlâ sürgünde. Dünya onları unutsa da onlar liderlerini asla

unutmadılar. Kutlu mücadeleleri devam ediyor. Savaş neden bu kadar uzun

zamandır sürdü derseniz, yine onun ağzından cevap vermek gerekir, “100 yıl köle

olarak yaşamaktansa bir gün şerefli ve başı dik durmayı tercih ederim…”

 

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili yazılar