Ortadoğu, Emperyalizmin Oyun Alanı Olmaktan Çıkarılmalıdır!

 Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde bugün saat 12.00 civarında meydana gelen saldırıda 31 vatandaşımız hayatını kaybetti, 100’den fazla insanımız ise yaralandı. İlk belirlemelere göre bu saldırı bir canlı bombanın intihar girişimiyle gerçekleştirildi. Kamuoyundaki genel kanaate göre bu saldırının faili IŞİD. Bu, IŞİD’in ülkemizde yaptığı ilk eylem değil ve öyle görünüyor ki bundan sonra da IŞİD ve benzeri örgütler üzerinden bu tür saldırılar devam edecek.
Yaşanan bu saldırı, Hatay’daki bombalama, Gaziantep Patlaması, Gezi Olayları, 6-7 Ekim Olayları, Paralel Terör Örgütü yapılanmasının saldırılarından bağımsız değildir. Bugünkü saldırıyı, Türkiye’nin duruşundan ve küresel hesaplardan bağımsız olarak değerlendirmek mümkün değildir. Kan, gözyaşı, terör ve şiddet üzerinden dünya, daha özelde İslam coğrafyası ve Ortadoğu yeniden paylaşım hesaplarına tabi tutulmak isteniyor. Bu süreçte Türkiye, yeniden şekillendirilmek ve istilacı küresel hesapların kurbanı yapılmak isteniyor. Birçok faktör gibi IŞİD de bu hesapların bir parçası olarak kullanılmaktadır. 100 yıl öncesinde yapılmış olan bölgesel dizaynın restorasyonunun yapılmaya çalışıldığı bu dönemde; siyasal ve toplumsal her kesimde hassasiyetlerin, bilinçli söylem ve eylemlerin ön plana çıkartılması gerekmektedir. Hamasi tutum ve davranışlar, tehdit ve nefret dili kimseye bir şey kazandırmayacaktır.
Aslında yapılan bu saldırının irili ufaklı benzerleri bir süredir ülkemizin farklı merkezlerinde yaşanmaktadır. 7 Haziran seçimleri sürecinde de Adana, Mersin, Ağrı, Erzurum ve Diyarbakır gibi birçok yerde benzer saldırılar gerçekleştirildi. Bu saldırıların en önemlisi de seçim arifesinde Diyarbakır’da gerçekleştirilmişti. Yapılan saldırılardan hemen sonra devletin (Hükümetin) Kürtlere saldırdığı ve ölümlerin sorumlusu olduğu algısı yerleştirilmek isteniyordu. IŞİD ve PYD arasında yaşanan olaylarda da her nasıl oluyorsa Türkiye’nin IŞİD’le birlikte hareket ederek Kürtlere saldırdığı algısı oluşturulmaya çalışılmış, bu senaryo ve algı operasyonu doğrultusunda 6-8 Ekim tarihleri arasında tüm Türkiye’de bir kalkışma gerçekleştirilmişti. Bu süreçte sorumlu davranmayanların tahrikleriyle gerçekleşen bu kalkışmada 50 insanımız hayatını kaybetmişti. O gün sorumsuz davrananların bugün de Suruç’ta yaşanan menfur olaydan sonra benzer açıklamalar yaparak, öz savunma güçlerinin (!) devreye girmesini istemeleri büyük bir sorumsuzluk örneğidir.
Son dönemlerde şahit olduğumuz bu tür saldırılar bütüncül ve küresel bir hesabın ürünüdür; temelde Türklerle Kürtlerin birbirinden uzaklaşmasını sağlamayı ve Türkiye’ye diz çöktürmeyi hedeflemektedir. Çözüm ve barış sürecinin konuşulmaya başlanması ve somut bazı adımların atılmasından sonra, benzer olayların mütemadiyen yaşanıyor olması olayları soğukkanlılıkla değerlendirmemiz gerektiğini ortaya koymaktadır.
Yapılan küresel hesaplar doğrultusunda, yüz yıl sonra bugün bu bölgede Kürtler ve Türkleri müttefik yapan girişim ve bölgenin asli unsurlarca yönetilmesi imkânı yok edilmek istenmektedir. Bunun gerçekleşmemesi için daha büyük saldırılarda bulunulacağı da gün gibi aşikârdır, devletin ve yetkili organların daha büyük saldırı ve provakasyonları önleme noktasında azami ölçüde duyarlı olması gerekmektedir.
Tüm kamuoyunu, özellikle bizatihi sürecin içerisinde bulunan tarafları, bölge halkını, Hükümeti ve devlet kurumlarını, siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini ve kanaat önderlerini duyarlı olmaya, sağduyuya ve tarihsel koşulların gerektirdiği sorumluluk bilinciyle hareket etmeye, fevri, hamasi tutum ve söylemlerden uzak durmaya davet ediyoruz. Yaşanan süreçten nemalanmak, süreçten kendilerince kazanç elde etmek isteyen ve kontrolü kendi ellerinde olmayan marjinal ve provokasyon peşindeki yapılara fırsat verilmemesi için gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerekmektedir.
Uyanık olmak, sorumlu davranmak ve halklarımızın düşmanı olanların ekmeğine yağ sürmemek zorundayız. Zaman kardeşliğimizi güçlendirmek zamanıdır.
Şu an için kim veya kimler tarafından gerçekleştirildiğinden emin olmadığımız ama amacının ne olduğunu çok iyi bildiğimiz bu menfur saldırının faillerinin en kısa sürede bulunması ve olayın bütün yönleriyle aydınlatılması, provokasyon peşindeki yapılara fırsat verilmemesi, bu hassas dönemde büyük önem taşımaktadır.
Bu topraklarda yaşanan kardeşliğin bin yıllık hatırının kırılmaması, Türk, Kürt Arap, Çerkez ayrımı yapmadan insan merkezli bir kardeşlik bilincinin yeniden neşvünema bulması için her birimizi fert fert sorumlu davranmaya davet ediyor, ölen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet kalanlara sabr-ı cemil ve yaralılara da acil şifalar diliyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili yazılar