DÜNÜ VE BUGÜNÜ İLE DİNDE AŞIRILIK KONFERANSI

Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Şubesi tarafından düzenlenen ve Prof. Dr. Adnan Demircan’ın konuşmacı olarak katıldığı “Dünü ve Bugünüyle Dinde Aşırılık” konferansı,  17 Ekim Cumartesi günü Bülbülzade Vakfı Davut Özgül Konferans Salonunda yapıldı.

Sunuş konuşması BEKAM Başkanı İbrahim Özmantar tarafından yapılan konferansta daha sonra konuşmasını yapmak üzere Prof. Dr. Adnan Demircan söz aldı.

Ortadoğu’da Yaşananlar Büyük Bir Planın Neticesidir

“İnsanın iradesiyle, kendi rızasıyla Allah’ı birleyerek ve rızasını umarak yaptığı faaliyeteler çok önemlidir. Bugün İslam medeniyetinin büyük sorunları var. Bir kriz hali yaşanıyor ve bu kriz çok derin. Bugün İslam medeniyetinin yaşadığı savrulma geçmişten gelen ve hatta birkaç asırlık geçmişi olan bir savrulmadır. Daha geriye gittiğimiz zaman bu hak-batıl mücadelesinin bir yansımasıdır. Bu slogan olarak çok ifade edilir ama tarihe bir bütün olarak topluca baktığınızda bunu görüyorsunuz. Mesela Allah Resulü bir peygamber olarak tebliğe başladığı zaman Medine’deki Yahudilerden inkâr refleksi ile karşılaşmıştır. Oradaki Yahudiler onun söylediği vahiy değil, o yalancı bir insandır, ona itibar edilmez şeklinde propagandaya başlamışlardı. Birinci, ikinci asırda Hristiyan din adamlarının Allah Resulünün peygamber olamayacağına dair reddiye yazdıklarını görüyoruz. Sonraki asırlarda Hz. Peygamberin aslında Hristiyanlığı taklit ederek bir sahte din oluşturduğunu iddia ettikleri yazılar yazdıklarını görürsünüz ve nihayet bu batıda bir algı oluşturmuştur. Bugünkü İslamofobi olarak ifade ettikleri İslam düşmanlığı ve korkusunun menşeinin bu anlayış ve kültüre kadar dayandığını görüyorsunuz. Haçlı seferleri, Moğol istilası İslam dünyasının adeta ekseninden çıkmasına sebep olmuştur. Bu darbeleri yiyen bir medeniyetin bundan çıkması çok bilinçli, gayretli olmak üzere bir çalışmaya bağlı. Bizim medeniyetimizin yediği son büyük darbe ise son asırda genel olarak dünyaya baktığımız zaman İslam’ın balkanlardan sökülüp atıldığını görürsünüz. İslam Afrika’dan atılmıştır. Afrika’nın en büyük azınlık dinin iken bugün azınlık dini olmuştur. İslam Kafkasya’dan atılmıştır. İslam Hindistan’dan atılmıştır, İslam Çin’den atılmıştır. Bütün bunların hepsi İslam medeniyete saldırıdır ve bugün Ortadoğu’da olanalar bu planın bir parçasıdır. Tam da bu hadiseler meydana gelirken Müslümanlara yönelik her taraftan saldırı varken, Müslümanların mukaddesatına, peygamberine, kutsalına, ibadetine; Müslümanların değer verdikleri şeylere alay varken, bunlar rahat bir şekilde yapılırken bir taraftan da Müslümanların anarşist oldukları, şiddete meyilli oldukları iddia ediliyor.

Bir Meselenin Çıkışında Dış Parmağın Olması İç Dinamiklerin Olmadığı Anlamına Gelmez

Batıda bu alanda yapılmış onlarca çalışma var. Bugün IŞİD diye bir hadise ile karşı karşıyayız. Buradaki insanlar hakikaten çok aşırı uç bir söylemle ortaya çıkmışlar ve kendilerinden olmayan insanları çok rahat bir şekilde tekfir ediyorlar. Bunların yayın organlarına baktığınız zaman mesela Nusayrilerin, Şiilerin rahatlıkla tekfir edildiklerini görüyorsunuz. Bunların Türkçe dergileri de var. O dergilerinde yazdıkları makalelerde kendileri gibi düşünmeyen insanların,  başka otoriteye bağlı olan insanların kâfir olduklarını söylüyorlar. Yine Rafızilerin, Nusayrilerin iman etmediklerini ve dolayısıyla bunların müşriklerle aynı statüde olduklarını söylüyorlar. Netice itibariyle bu insanlar batıda desteklemiş olsa bizde şöyle bir refleks var bir problemle karşılaştığımızda bu dışarıdan beslenen bir şeydir diyoruz. Bu meseleyi anlamamıza mani olan bir reflekstir. Bir meselenin çıkışında dış parmağın olması iç dinamiklerin olmadığı anlamına gelmez. Son birkaç aydır bunlarla ilgili neler yazılmış diye araştırmaya çalıştım. Maalesef Türkiye’de üstünkörü yazılmış birkaç rapordan başka bir şey yok. Bugün IŞİD ile ilgili şiddetle, radikalizmle ilgili batıda yayınlanmış son bir iki yıl içerisinde onlarca çalışma var. Bunları Türkçeye çevrilmemiş. İnternetten bulabilirsiniz. Sürekli çalışma yaptırıyorlar anlamaya çalışıyorlar ve ona göre politika belirlemeye çalışıyorlar. Biz hala işin romantizmindeyiz.

Din Islah Edici Olarak Geldi

Din geldiği zaman Allah Resulüne Mekke’de ve Medine’de bir din vardı zaten. Müşrikler kendilerini Hz. İbrahim’in dinine nispet ediyorlardı. Allah’a inanırlardı, Allah inançları vardı. Hatta Allah’ı o kadar tenzih ederlerdi ki Allah dünyaya müdahale edemeyecek durumdaydı. O yüzden Allah ile irtibatı sağlayacak yarı tanrı varlıklara inanarak onlar üzerinden Allah’a ulaşmaya çalışırlardı. Din var, ahiret inancı var, oruç var, hac var, sala kavramı vardı. Bu din neyi getirdi? Eskiden mevcut olan eğrilikleri sapmaları ortadan kaldırdı tevhidi getirdi. Kulluğu Allah’ta birledi. Eski dinin sosyal ilişkilere ilişkin bozulmalarını tamir etti ve bu yeni yapıya İslam dedi. İslam dedi, Allah’ın vahyine dayanan bir yapı. Ancak eskiden mevcut olan değerler vahyin indiği bir platform olarak varlığını devam ettirdi. Din ıslah edici olarak geldi. Bu değer devam ederken Allah’ın gönderdiği vahyi indiği toplumun değerlerinden bağımsız ve bağlantısız olarak okuduğunuzda metin sizi savurur. Bu vahiy ya da hadis veya daha sonraki dönemlerde âlimlerin sözleri olsun bağlamından kopardığınızda sizi savurur. Bu bazen sizi batıniliğe savurur, bazen de sertliğe savurur. Sizi savururken kişiliğiniz, bulunduğunuz konum, etnik kökeniniz, bilginiz kültürünüz hepsi bir etken olarak orada var olur. İslam tarihinde yaşanan süreç budur. Metni nazil olduğu tarihin değerlerinden, kültürden kopardığınızda meydana gelen savurma insanları farklı yerlere atmıştır. Son zamanlarda haçta bir facia meydana geldi. Orada Müslümanlar hayatlarını kaybettiler. Bunu duyan bazı insanlar çıktılar dediler ki Kur’an’da hac belirli aylardadır diyor. Neden haccı bazı aylara yaymayalım. Bu fikirler neden çıkıyor? Çünkü kültürden bağımsız düşündüğünüz zaman akla sınır koyamazsınız. Hâlbuki dinin yaşandığı bir süreç var. Bu sözü bir müşrike söylemiş olsaydınız size gülerdi. Çünkü haccın ayı bellidir, günü bellidir. Çünkü herkes biliyordu ki hac günü zilhicce ayının ortasında arefeye çıkmakla tamamlanan bir şeydir” dedi.

Konuşmanın ardından soru cevap kısmına geçildi. Soru cevap kısmının ardından program sona erdi.

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili yazılar