Düşünce Akademisi’nde Bu Hafta

Düşünce Akademisi’nde Bu Hafta

Düşünce Akademisi’nde Bu Hafta Dersler Ferhat Kentel, Ümit

Horozcu ve Ümit Aktaş Tarafından Verildi.

Derslerini “gündelik hayatta şiir, duygu, direniş”

başlığıyla işleyen Ferhat Kentel bu dönemin son dersinde akıl-duygu ikilemini

gündeme getirdi.

Aklın duygulardan oluşan bir kavram olduğunu söyleyen

Kentel, günlük ilişkilerimizde bu iki kavramı birbirinden fazlasıyla

ayırdığımız ve hayatımızdaki olağan ilişkileri adeta iktidar ilişkileri gibi

zorunluluktan sürdürdüğümüzü ifade etti. Değeri düşmüş değerleri tekrar teoriğe

dökmenin de ancak bizim elimizle olabileceğini söyleyerek kalp eden akıl ve

akleden kalp kavramlarına da değindi.

Duygularımızı ifade etmede kullandığımız dilin bizim

tahayyül dünyamızı nasıl etkilediğini çarpıcı örneklerle ifade eden Kentel,

dilin insanın algısını ve seçimlerini değiştirdiği ile ilgili soruları

cevaplayarak konuşmasını sonlandırdı.

Derse “ideal insan” nasıl olmalı sorusuyla başlayan Ümit

Horozcu ilk cevap olarak “kıyaslama” sorunsalını gözler önüne serdi. Aşağılık

kompleksinin temel sebebinin de kıyaslama olduğunu belirten Horozcu, kardeşinin

başarısından mutlu olmamanın nifak alameti olduğunu da ifade etti.

Ehem ile mühimi birbirinden ayırmanın ve Müslüman’ın

ilişkilerinde duygusal değil mantıki kararlar vermesinin ideal insan olmanın ön

koşullarından olduğunu da konuşmasında belirtti. Fedakârlığın da bu anlamda

önemli olduğunu ve kendine yeten bir Müslüman olmanın yerine tüm insanlara

faydalı bir Müslüman olmayı tercih etmemiz gerektiğini söyledi.

Büyüklük dengesiz olmak değil, öngörülebilir olmaktır

diyerek sözlerine son veren Ümit Horozcu sorulara da yanıt vererek konuşmasını

bitirdi.

Ümit Aktaş hocamız ise ‘Yolda Olmak’ kitabının ‘Yola Çıkış’ adlı

makalesi ekseninde beşeri, insanı, gayeleri ve bu gayelere giden yolları içeren

bir söyleşi gerçekleştirdi.

İnsan olup olmamaya karar verenin bizzat biz olduğumuzu söyleyen

Aktaş şu şekilde açıkladı; başkalarının yollarının bitip bizim yolumuzun

başladığı noktada, seçim yapmak zorunda kaldığımızda, Allah ile yüzleştiğimiz

yerde beşerden çıkıp insan oluruz ancak bu insan oluş durağan bir hal değildir.

İnsan olma halinin korunması ancak devamlı bir yolda olma hali ile değişen

hedeflerimizle olur.

Her yola çıkış var olandan kopmaktır ve her kopuş şiddetlidir

ancak bu şiddet olumlu manada da olabilir tıpkı doğmak, insan olmak, hicret

etmek gibi.

Aktaş dersini insanın Allah ile kainat arasında yani yaratan ile

yaratılan arasında yaratana doğru yol alan bir yerlerde olduğunu söyleyerek

tamamladı.

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili yazılar