Van Bölgesi Gelenekten Geleceğe İslami Hareket Kampı Gerçekleştirildi

Van Bölgesi(10.Gölge) ‘Gelenekten Geleceğe İslami Hareket Kampı’ Bitlis, Kars, Ağrı, Muş, Iğdır ve Siirt illerinden üniversite öğrencilerinin katılımıyla 29 Nisan-01 Mayıs tarihleri arasında Van’da gerçekleştirildi.

Açılış konuşmasını Anadolu Öğrenci Briliği Van Sorumlusu Sunullah ERCEK’in yaptığı kamp, dört öğrenci paneli, hasbihaller ve geziler ile sona erdi. Geziler kapsamında, Akdamar Adası ve Van Kalesi gezildi.

SONUÇ BİLDİRGESİ:

İslam coğrafyası olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Her geçen gün sorumluluklarımızı biraz daha artırıyor. Bu durum bizi daha çok düşünmeye, sorunlarımıza çözüm üretmeye, sahada daha çok koşturmaya itmektedir. Böylesi bir dönemde İslami hareketin gençleri olarak elimizdeki en büyük güç kaybetmememiz gereken ümidimizdir. Savaşlar, göçler, katliamlar, kirli oyun ve planlarla Batı bizleri toptan olarak ümitsizliğe sürüklüyor. Çünkü çok iyi biliyor ki ümitsizlik girdabına düşmüş toplumlar bu zulümlere başkaldırma yeteneklerini de kaybederler. Karamsarlığa düşme gibi bir lüksümüz yoktur.

Bizler emperyal kalemlerin çizdiği sınırları kabul etmediğimiz gibi yüreğimizin dokunduğu her toprağı kendi toprağımız biliyor ve sorunların çözümünde bütün yeryüzünden sorumlu olduğumuzu ifade ediyoruz. Yaşadığımız topraklarda sorunlarımız çok olabilir ama biz sorunlardan kaçtıkça sorunların üzerimize yürüyeceğini, üzerine yürüdükçe hallolacağını iyi biliyoruz. Bu yüzden çözülecek sorun küçücük bir adımı bile ifade etse bizim bu adımları basit görme gibi bir hakkımız yoktur. İslam’ın boyası ile boyanan şahsiyetlerin pasif iyi olma gibi hakları da yoktur. 
Emperyalizmin oyunlarını bozmada düşünen ve üreten bir gençliğin rolü elbette çok büyüktür. Bunun farkında olarak düşünen, okuyan ve söylemesi gereken sözü sakınmayan bir gençlik olmak zorundayız. Emperyalizm kendi oyunlarına müdahale etmeyecek, ne olumlu ne de olumsuz hiçbir şey söylemeyecek bir gençlik istiyor. Biz ise İslami hareketin gençleri olarak bu oyunlara karşı çıkacak kişilerin sayısını artırmak zorundayız. Güçlü, örgütlü, nitelikli, hareketli bir gençlik sürüklenen değil sürükleyen olur.

Geleneği ne toptan reddediliriz ne de bütünüyle kabul edebiliriz. Gelenekten geleceğe kültürümüzün, irfanımızın ve diğer bütün birikimlerimizin küllerini değil, mekân ve zamanımıza fayda sağlayacak ateşini taşımamız gerektiğinin farkındayız. Bu sebeple bilgi, hikmet, vahiy, akıl gibi beslenme kaynaklarımızı en üst düzeyde kullanmak zorundayız. Yaşadığımız çağda özelde İslam dünyasının, genelde ise yeryüzünün sorunlarını ancak bu şekilde çözebiliriz. Bizler kendimizi İslami hareketin müdavimlerinden Ebu Hanife’nin, İmam Şâfi’nin, Gazali’nin, İbn-i Teymiyye’nin, Razi’nin öğrencileri olarak gördüğümüz gibi yakın dönemin aydınları/âlimleri olan Cemaleddin Afgani’nin, Reşid Rıza’nın, Mevdudi’nin, Fazlur-Rahman’ın, Seyyid Kutup’un, Said Nursi’nin, Hasan El-Benna’nın, Ali Şeriati’nin, Aliyanın’da öğrencileri olarak görüyoruz. Bizim bu bağlamda temel şiarımız Rabbimizin Zümer 18’de buyurduğu “Onlar ki her sözü işitirler, sözün en iyisine uyarlar.” ayetidir. 21

Örgütlülük bizim en büyük güç kaynaklarımızdandır. İslam dünyasında ses getirmiş İhvan-ı Müslimin, Cemaat-i İslami, Mladi Müslümani gibi hareketlerin başarılarındaki asıl sebebin örgütlülük olduğunun farkındayız. Hareketimizin teşkilat yapılarının daha da güçlenmesi bizi, geleceğe daha emin adımlarla taşıyacaktır. İslami hareketin omurgasının daha da güçlenmesi ancak biz gençlerin çaba ve azimlerinin artmasıyla gerçekleşebilir. Bu yüzden bizler kendimizi bulunmuş olduğumuz şehirlerdeki dernek veya vakıflarımızın ‘yerine başkası koyulamaz bir parçası’ olarak görüp bu bilinçle hareket etmeliyiz. Hepimizin kendine has kabiliyetleri vardır. Bu kabiliyetlerimiz ancak sorumluluk aldıkça kendisini gösterir. Kenarda, köşede bekleyen, kendisine bir iş verildikçe yapan, çoğu zaman da sorumluktan kaçan, rahatını düşünen bireyler olamayız. İslami hareketin gençleri olarak cesareti, mücadele azmini, Allah için koşturmayı hayatımızın merkezine koymak zorundayız.

Davet bizim en büyük salih amelimizdir. Davet farzların farzıdır. Coğrafyamızda ne kadar sorun olursa olsun ve biz bu sorunların çözümü için ne kadar uğraşırsak uğraşalım davet, bizim hiçbir zaman vazgeçmememiz/vazgeçemeyeceğimiz sorumluluklarımızdandır. İslam’a adam kazandırma, hidayete vesile olma, cahiliye çukurlarındaki kardeşlerimize el uzatma sürekli bir şekilde gündemimizde olmalıdır. Üniversitelerimizde el uzattığımız kardeşlerimiz için yapamayacağımız fedakârlık olmamalıdır. İnsan kazandıkça gücümüz artar. Davetimizi bütün zorluklara rağmen asla vazgeçmeden sürdürmeliyiz. Bu alanda sabır ve mücadele bizim en büyük silahımızdır. El uzattığımız kimselerin -uzun uğraşlarımıza rağmen- hidayetine vesile olamadıysak bile hidayet yolunda onların koluna girip belli bir aşamaya getirdiğimizi; onların, hayatlarının sonraki safhalarında hidayetle şereflenme ihtimallerinin olabileceğini asla unutmamalıyız.

Buradan üniversite okuduğumuz şehirlere yeni bir ruh, daha uyanık bir bilinç, bizi azimle çalışmaya sürükleyecek heyecanla dönmeliyiz. Bilmeliyiz ki tembelliğe kurban verecek vaktimiz yok. İdeolojilerin tüketiciliği karşısında İslam’ın diriltici nefesini davet meydanlarımızda canlı tutmalıyız. Yenilebiliriz, düşebiliriz, büyük hatalar yapabiliriz fakat bütün bunlara rağmen yolda olmamız gerektiğini, seferden asla vazgeçmemiz gerektiğini biliyoruz. Zafer Rabbimizdendir, cennetimiz ise seferde oldukça peşimizden gelir.

ANADOLU ÖĞRENCİ BİRLİĞİ VAN BÖLGESİ

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili yazılar