Kardeşlik

  Arkadaş ile yoldaşın birbirini tutması, tamamlaması gerekiyor. Yoksa hayal kırıklığı kaçınılmaz oluyor. Sonu yalnızlıkla biten hayat hikâyelerine şahitlik ediyoruz. Elbette bütün kusur karşı tarafta, yani diğer insanlarda olamaz. Kendimize içerden bakabilmeliyiz.

Arkadaşlarımızı düşünüyorum kaç gündür. Dergiler, kitaplar, dokunaklı fedakârlıklar. Bilenler bilir: Edebiyatta birkaç yıllık birliktelikler bile uzun sayılır. Çünkü ne kadar ulvi amaçlarla yazarsak yazalım, iş sonunda benlik (ego) meselesine dayanır. Nice insanın büyük bir çevre felaketi yaşamasının esas nedeni budur.

Çeyrek asırlık uzun yürüyüşün bu aşamasında arkadaşlarıma bakıyorum. Edebî hırsları ve ihtirasları olanlar gitmiş, manevî derinliği olanlar kalmış. Ne büyük bir kazanç. Sadece bunun için yaşamaya ve yorulmaya değer.

Önümüzdeki en zorlu engel, kendi hırsımız, ihtirasımız ve kibrimizdir. Bir şey olmamıza mâni olur. Kimseyi ve hiçbir işi beğenmemek, ölçüyü değil de ölçüsüzlüğü ortaya koyar.

Hırslı insan, normal arkadaşlık kuramaz. Kuranları da anlayamaz. İhtiras bizi hep haklı, daima alacaklı yapar. Gözümüze ve gönlümüze perde olur; herkesin gördüğünü göremeyiz.

Gençken edebiyatçıların sanatını dikkate alırdım daha çok. Belli bir yaştan sonra hayatlarına da bakmaya başladım. Gördüm ki çoğunlukla bu ikisi birbirini tamamlamıyor. Yazdıkları ile yaptıkları ayrı dünyalara ait.

Şunu da bildim artık: Topraktan uzaklaştıkça daha merhametsiz, hatta cimri oluyoruz. Toprak, aslımızdır. Her geçen gün aslımızdan kopuyoruz. Toprak, cömerttir. Vermek, almaktan üstündür. Dağlara çıktığımız zaman, yanımıza mutlaka genç bir arkadaş almaya gayret ediyoruz. Tabiatı görsün, toprağı tanısın, ilâhî merhamete şahitlik etsin, yoldaşlığın tadına baksın. Birbiri ardına açılan günümüz mekânlarında bunları görme / yaşama imkânı var mıdır?

Dergicilik için çok şey söylenir. Bunlardan biri de şudur: Düşman kazanma sanatı. Acıdır fakat doğrudur. Yapmak için üç insanı bir araya zor getirirsiniz. Yıkmak için gönüllü birlikler oluşur. Menfaatin ve hasedin bir araya getirdiği insanlardır bunlar. Çıkarları, ne yazık ki çıkmazları olmuştur.

Başka yerler ne durumda? Medya dünyasında sahici bir arkadaşlık oluyor mu? Maalesef olmadığını görüyoruz. Bazı meslekler insanî taraflarımızı yıpratır. Ahilik teşkilatına avcı ve kasap gibi meslek grupları giremezmiş mesela. Bu kültür devam etseydi eğer, listeye başka hangi meslekler eklenirdi? Gücenmek yok. Ahilik demişken, kurallarından birini hatırlatalım: Hırs kapısını kapatıp kanaat ve rıza kapısını açmak.

Siyaset ‘arenası’ nasıl? Pencereden içeriye biraz baktık ve gördüklerimiz bize yetti. Ancak ‘birliktelik’ diyebiliriz. Çoğu pazara kadar bile sürmüyor.

***

Hiçbir müminin yüzü yabancı gelmez bize. Hepsi tanıdıktır.Dünya dostluğuna karşı ahiret kardeşliğini önemsiyor ve öneriyoruz. Ne kıymetli bir ifadedir bu: Kardeşten öte. Arkadaşlığa evvela buralardan bakıyoruz.

Biliyoruz: Minnet ağır bir yüktür, herkes taşıyamaz. Taşıyabilen muhteremdir. Arkadaş arkadaşın iyiliğidir.

Duyuyoruz: Emeği olmayanın sesi daha gür çıkıyor. Çünkü emek sessiz ve derinden ilerler.

Bunları niçin yazıyoruz? Arkadaşlıkta siyaset olmaz. Arkadaş, hayatla ve emekle beraber gelendir.

İbrahim Tenekeci

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili yazılar