5. Bölge Kampımız Gaziantep’te Yapıldı

Anadolu Öğrenci Birliği 5. Bölge Kampımız 22-23 Nisan Tarihlerinde Gaziantep’te Yapıldı.

“Umut ve Kaygı Arasında Gelecek” başlığı ile yapılan kampa Adana, Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Hatay, Hakkâri, İskenderun, Kahramanmaraş, Kilis, Mardin, Mersin, Tarsus, Osmaniye ve Şanlıurfa’dan 400 öğrenci katıldı.

AÖB Öğrencilerinden Talha Kaplan’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda daha sonra selamlama konuşmaları yapıldı.

Erkek öğrenciler adına selamlama konuşmasını yapmak üzere ilk olarak Huzeyfe Akaslan kürsüye geldi. Akaslan, konuşmasında Aliya İzzetbegoviç’in bir sözünü hatırlatarak kabile ve ulusun dar kaıIplarından kurtulmak için Müslüman olarak düşünmek gerektiğini belirtti.

Kız öğrenciler adına ise Şehadet Gerçek kürsüye geldi. Gerçek, vakfımızı, mekânlarımızı değerli kılan birlikte geçirdiğimiz zamanlar ve ağırladığımız misafirlerdir diyerek; “Anlamımıza anlam kazandırdığınız için sefalar getirdiniz” dedi.

11. bölge sorumlusu Mustafa Kar ise “Gaziantep’te düzenlenen bu programda sizleri misafir etmekten onur duyuyoruz. İnanıyorum ki bu iki günü karşılıklı muhabbetle geçireceğiz. Bu kadar değerli hocamızı bir arada bulmuşken tecrübelerinden faydalanmanızı tavsiye ediyorum” dedi.

5. bölge sorumlusu Yakup Kölay ise 12. Bölge adına bu çalışmaya katıldıklarını belirterek, “Her birimizin davamız adına yapabileceği çok şey var. Bu tür programları da bunun için hazırlık olarak görüyoruz” dedi.

Son olarak kürsüye gelen Genel Başkanımız Abdulvahit Yücel selamlama konuşmasında; “Geleceğimiz için birlikte mücadele veriyorsak ancak o zaman mesafe alabiliriz ve yaptığımız işler anlam kazanır. Hz. Peygamberin yanında yer alan İslam davasın güçlenmesinde üstlendikleri misyonu yerine getiren gençleri hepimiz biliyoruz. İslami tebliği, kula kulluktan Allah’a kulluk yürüyüşüne Mekke dışına taşıyan Musab bin Umeyr 20’li yaşlardaydı. Hz. Peygamberin yanında yer alanlar hep genç insanlardı. Bizans’ın, Sasani’nin yer aldığı dünyada Mekke’nin hiçbir önemi yoktu. Hiçbir politik, stratejik bir hikâyesi yoktu. İşte o bölgede Hz. Peygamber insanlığa umut bir sistem çıkardı. Bugün de insanlık tüketim köleliğinin prangaları altında eziliyor ya da emperyalizmin kurşunları, bombaları altında eziliyor. İnsanlık hakikaten çok zor durumda. İşte insanlığın umudu sizlersiniz. Gerçekten buna inanmanız lazım. Dünyanın gidişatına dur diyecek benim demeniz lazım” dedi.

Selamlama konuşmalarının ardından Anadolu Öğrenci Birliğinin tanıtım filmi izlendi. Tanıtım filminin ardından oturumlara geçildi.

“Coğrafyanın Şiddet Sorunu”

İlk oturum “Coğrafyanın Şiddet Sorunu” başlığı ile yapıldı. Oturumun moderatörlüğünü Ayşegül Günaslan yaparken, Ümit Aktaş “Şiddet dışı Direniş”, Mehmet Ulukütük ise “İdeal Toplum Arayışında Yöntem Sorunları” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdiler.

Araştırmacı yazar Ümit Aktaş sunumunda şu hususlara değindi; “Arkada bıraktığımız yüzyıl, dünyanın en şiddet dolu yüzyılı idi. 20. YY’da iki önemli dünya savaşı yaşadık. Günümüzde de örtülü bir üçüncü dünya savaşı yaşanmakta. Bu savaşlarda 100 milyona yakın insan katledildi. Bu sayısal olarak dünya tarihindeki bütün savaşlarda öldürülenlerden daha fazla. Ama bunun da ötesinde en insanlık dışı katliamlar da yine bu yüzyılda işlendi. Dolayısıyla şiddet bu çağın gerçeği. Siyasal mücadelelerimiz, kendimizi yetiştirme çabalarımız, bir takım rehabilitasyon çabalarımız, cehdimiz vs. Sorun aslında şiddeti büsbütün ortadan kaldırmak sorunu değil. Şiddeti sınırlamak ve silahsızlandırmak. Şiddetin problemli tarafı silahlanması. Hem de çok ölümcül, asimetrik silahlarla silahlanılması. Şiddeti büsbütün ortadan kaldırmaya çalışsak dünyayı değiştirme çabalarımız da yolunda gitmez.” dedi.

Doç. Dr. Mehmet Ulukütük ise sunumda şu ifadelere yer verdi; “İdeal dediğimiz şey batıdaki ütopya gibi bir şey değildir. Ütopya olmayan yer anlamında hayali bir duruma işaret eder. İdeal zaman ve mekân içersinde yapılabilir bir durumu işaret eder. Dolayısıyla da hayatın zaman ve mekan formlarından bağımsız ve kopuk bir biçimde, hayal aleminde veya metafizik alemin fizikle bağını kestiği bir düzlemde bunları tefekkür etmez. İdeal yaşanılan bir duruma işaret eder, hayata eyleme işaret eder. Toplum dediğimiz unsur ise bir sürü veya bir kalabalık veya insanların sayılarının matematiksel toplamından ibaret değildir. Bir kolektif rol taşıyan ümmet şuuru etrafından bir bilinç ve anlam kazanmış bir topluluğa işaret eder. Bu topluluk ulus temelli veya çıkar temelli veya etnisite, cinsiyet temelli bir toplum değildir. Bütün bunları aşan anlam ve mana yüklü bir ümmet durumuna işaret eder.” dedi.

Oturumların ardından soru cevap kısımları ile öğrencilerden gelen sorular yanıtlandı.

“Muhacirlikten Mülteciliğe Suriye”

İkinci oturumda ise “Muhacirlikten Mülteciliğe Suriye” başlığı ele alındı. Oturum moderatörü Mesut Çaça, konuşmacılar ise Anadolu Platformu Suriye Koordinatörü Mahmut Kaçmazer ve Minberşam Derneği Başkanı Cemal Mustafa idi.

Programın öğleden sonraki bölümünde “21.YY’ın Güven Problemi ve Kültürel İktidar” başlığı ile ikinci oturum yapıldı. Oturumun moderatörlüğünü Abdullah Başyiğit yaparken, İbrahim Özmantar “Bireyin Güven Problemi”, Fehmi Karaaslan ise “Kültürel İktidar” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi.

Fehmi Karaaslan “Kültürel İktidar” başlıklı sunumunda şu ifadelere yer verdi; “Kültürel iktidardan bahsedebilmek için kültürel yetkinliğe ve doygunluğa ulaşmak gerekir. Dolayısıyla henüz tam teşekkülü kültürel iktidardan bahsedemeyiz. Yaşanılan kültürel sığlık, kültürel şok, bocalama gibi kavramsallaşmalar yapabiliriz. Hayatın ve toplumun meselelerini ciddi bir zeminde tartışamıyoruz. Gündemlerimiz sürekli değişiyor, dönüşüyor. Bu da aslında bizim kültürel birikime, o ortalama eşiğin üzerine çıkmadığımızı gösteriyor. Düşünce tarihine baktığımızda tarihin belli dönemlerinde fetretler, yılımlalar, kurulmalar kaçınılmaz bir gerçektir. Biz de tarihin bir dönemindeyiz, kendi zamanımızı yaşıyoruz. Peki, kültürel sığlığı aşmak için neler yapmalıyız? Gençlerimiz bu sığlığı aşmak için okuyorlar, dinliyorlar, seminerlere katılıyorlar, sohbetler, çalıştaylar ve farklı muhabbetlere dalıyorlar. Önemli olan bu süreci yüksek bir bilinç içersinde yapmaktır. Bunu bir süreklilik, gelenek ve metodoloji içerisinde yaparsak bu sığlığı aşabiliriz” dedi.

İbrahim Özmantar ise “Bireyin Güven Problemi” sunumunda şu konulara değindi; “21.YY’da bireyden bahsedeceğimiz zaman bugünkü zaman diliminin yakın bir fotoğrafını çekmemiz gerekir. Tarihin hiçbir döneminde bugün olduğu kadar bireyin ön plana çıkartılıp sosyal hayatın, cemaatin, cemiyetin atomize edildiği bir zaman dilimi yaşamadık. Dolayısıyla adeta toplumdan soyutlanmış bir fert olarak bireyin bugünü her şeyiyle gün yüzüne çıkartılmakta ve afişe edilmektedir. İnsanın birey olduğu, toplumdan bağımsız olduğu, toplumun değerlerinden ari olduğu bir öğreti olarak modern insana kavratılıyor. Mademki insan cemaatten uzaklaştırıldı o zaman toplumun içerisinde bulunmuş olduğu hal bireyin güvenini temin edemeyecektir. Bundan dolayı güven ve refah toplumu olan bugünkü toplumlara baktığınız zaman pek çok ferdin, bireyin güven bunalımından bahsetmemiz mümkündür. Mesela 18.YY’dan sonra dinden uzaklaşan müreffeh insan, modern insan, duyduğu güven bunalımından sonra özellikle 1950’den sonra dine sempati duymaya başladı. Bu dinin ne olduğu tartışılır. Niçin? Çünkü bireyde güvenliğini sağlayacak bir argüman arayışı vardır” dedi.

Oturum soru cevap kısmının ardından sona erdi.

Programın akşam bölümünde ise Ebuzer Nas moderatörlüğününde “15 Temmuz Ruhu ve Sorumluluklarımız” başlıklı forum gerçekleştirildi.

2. Gün

Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir İslam Dünyasında Değişim ve Dönüşüm Konulu Bir Sunum Gerçekleştirdi

“Tarih kırıldığı yerden, insan ve insanlık düştüğü yerden kalkar
İslam Dünyasında Değişim ve Dönüşüm” başlığı bir konuşma yapan Aldemir, konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Bizler şunu biliyoruz ki tarih kırıldığı yerden, insan ve insanlık düştüğü yerden kalkar. Böyle anlamlı bir günde umut ve kaygı arasında düştüğümüz yerden kalkıp yeniden rabbimizin katına ve bizi yüklediği o ilahi misyona yükselmemiz inandığınız ve icra ettiğiniz gibi birlikte, beraber, kardeşçe çabamıza ve gayretimize bağlı. Anadolu’da misafirsiz evler virandır derler. Uzunca bir süredir büyük misafir odalarımız oldu ama misafir olmadı. Otellerimiz, misafirhanelerimiz büyük yurtlarımız var. Fakat evlerimize misafir gelmez oldu. Biz biliriz ki misafir rızkını da getirir. 10 getirir biri ikram edilir, 9’unu bırakır. Gaziantep’e bereket getirdiniz. Evlerimizi ve mekanlarımızı paylaşarak insanlığa yeniden umut olmayı, insanlığın düştüğü yerden yükselişinin adeta başkenti olmayı da insanlığın idrakine sunmuş olduk. Bundan dolayı da milletimizin misafirperverliğine ne kadar teşekkür etsek o kadar azdır” dedi

Daha sonra kürsüye Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Gür Çıktı

Prof. Dr. Ali Gür, sunumunda şu ifadelere yer verdi; “İnsan ilk yaratıldığı andan itibaren ya ahseni takvime doğru çıkar, melekût seviyesine, daha üste veya esfele safiline kadar düşer. Bu da insanoğlunun gelişmesinin sınırsız olduğunu gösteriyor. Allah imtihan için yarattığı insana aynı zamanda imtihan sorularına cevap verirken onun kapasitesini de iradesini de kendisine bırakmış. Hak ve batıl bu meyanda her zaman savaş halindedir. İlk savaş bir peygamberin çocukları arasında yaşandı. Dikkat edin ilk insan Hz. Âdem ve ilk kavga Hz. Âdem’in çocukları olan Kabil ile Habil arasında oldu. Kabil zulmü temsil etti, Habil mazlumluğu temsil etti. Bir peygamber çocukları bile olsa zulüm yapabilir. O yüzden önemli olan hakkın yanında durmak.” dedi

“Umut ve Kaygı Arasında Gelecek” başlığı ile yapılan programda sonuç bildirgesini Yemenli öğrenci İbrahim Ubeyt okudu. Okunan sonuç bildirgesinin ardından toplu fotoğraf çekimi ile program sona erdi.

Programın ardından öğrenciler Gaziantep’te bulunan Kurtuluş Ormanına bir ziyaret gerçekleştirdi. Kampa katılan öğrenciler Kurtuluş Ormanına geldikleri üniversiteleri temsilen ağaç dikimi yaptı.

5. BÖLGE KAMPI SONUÇ BİLDİRİSİ

İnanıyoruz ki kendisini ve dünyayı değiştirme iddiası olan herkes gençtir!

Geleceğin inşasında Anadolu irfanından beslenen gençlerin ne kadar önemli bir misyona sahip olduğunu kadim medeniyetimizde ve tarihimizde müşahede ettik. Yeniden bir gelecek ortaya çıkaracak çabalar, elbette ki bu kadim medeniyetin çocukları olan gençlerin eliyle olacaktır. Tevhid, adalet ve merhamet kavramlarına aşina olmuş, kim dendiğinde sağına ve soluna bakmadan “ben” diyen, geçmişte verilen mücadelelerin işaret ettiği ufukta ilerleyen, hayatın ve toplumun meselelerini derinliği ile kavrayarak tartışan bir gençlik tasavvurumuz var.

Şiddet çağımızın en acımasız gerçeğidir. Yaşadığımız süreçte şiddetin insanlığa adalet ve özgürlüğün aksine yıkım ve yok oluş getirdiğini görmekteyiz. Şiddetin hem negatif hem pozitif yansımaları ile mücadele ederek, emperyalist anlayışın yarım asırdır taşeronluğunu yapmak suretiyle, beşeriyete kan ve göz yaşından başka bir şey sunmayan silahlı her türlü girişimin karşısındayız. Bütün Peygamberlerin mücadelesi, beşeri insanileştirme ve medenileştirme mücadelesidir. Hiçbir peygamber vahşetten hareketle medeniyete götürecek bir sistem tasavvuru içerisinde olmamıştır. Bu nedenle, bizler şiddete başvurmaksızın insanlığa umut ve güven veren bir dünya sunma kaygısı içerisindeyiz.

Bireylerin güven problemi yaşadığı çağımızda toplumun güven içerisinde olması, bireyin güven içerisinde olmasını getirmemektedir. Güven duyabilmek, güven vermek, güven beslemek, prensiplerini kendi dünyamızda var edebildiğimiz taktirde, bütün insanlığa hakkaniyet ve adalet ışığında yön verebileceğimizin bilincindeyiz. Bu yüzden gittiğimiz her yerde eğitimi, adaleti, ticareti eşit tutup insanlara ufuk çizen devirleri yaşatmayı amaçlıyoruz.

Toplum insanların sayılarının matematiksel toplamından ibaret değildir. Anlam ve mana yüklü kolektif ruh taşıyan ümmet olma şuuru etrafında oluşan bireye de işaret eder. Toplumda taklitsiz bir ahlakın yerleşebilmesi için, insanların kendileri olması gerekmektedir.

İslam medeniyetinde son birkaç asırda meydana gelmiş durağanlıktan yükselişe geçerek, haysiyet ve hassasiyetlerimiz ile bugün boş kalan mekânları işgal etmek için değil inşa etmek için dolduruyoruz

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili yazılar