Duruş-Gençlerle Yüz Yüze

Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu Sakarya’da gerçekleştirdiğimiz İstanbul Bölge Kampında “Duruş-Gençlerle Yüz Yüze” üst başlıklı hasbihallerini gerçekleştirdi.

4 Mart tarihinde 30’u aşkın üniversiteden 400 öğrencinin katılımıyla Sakarya’da gerçekleştirilen Türkiye geneli yaptığımız “Bugünü Konuşmak” üst başlıklı İstanbul bölge kampımızda Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu “Duruş-Gençlerle Yüz Yüze” üst başlıklı hasbihallerini gerçekleştirdi.

Prof.Dr.Ahmet Davutoğlu “Duruş-Gençlerle Yüz Yüze” başlıklı hasbihallerine şu sözlerle başladı; öğrencilikten mezun olunmaz, okuldan mezun olunur. Hayatın son anına kadar öğrenciyiz. Her gün yeni bir şeyler öğreniriz. Dolayısıyla üniversite, lise gibi alanlarda hoca/talebe ilişkisi zaten önemlidir. Ama en önemlisi de gönüllü bir şekilde bir araya gelenlerdir. Hiçbir not baskısı ve karşılığı olmadan hocalar ile öğrenciler arasındaki ilişkiler önemlidir. Bundan sebep buraya gelenler bir irade, belli bir performans sonrasında ve kendileri için ilmi yolda gayret gösteren olarak geldiler. Yani iradi olarak ve seçilerek geldiniz.

Sizin kendinize en çok sormanız gereken, bir müktesebat planlaması mı? Yoksa bir kariyer planlaması mı? Sorusu olmalı. Önce müktesebat sonra kariyer planlaması yapmanız gerekir. Kariyer arkadan gelmeli. Öyle bir hayat serüveni tahayyül edeceksiniz ki zihninizde adım adım kendi hayatınızı inşa edeceksiniz. Zihniyet problemlerini çözüp yeni bir zihniyet inşa edemezseniz yeni bir medeniyet de inşa edemezsiniz. Düşünceyi yeniden inşa etmeden yapılacak yapısal reformlar zamanla mutlaka bozulur.

Bir Müslüman zihnin en temel omurgası Esma-ül Hüsna ile şekillenir. Ve bizi diğerlerinden ayıran temel fark buysa ki tevhit inancı olduğuna göre o zaman bunun üzerine nasıl bina ederiz?

Kişilerin idraki olduğu gibi medeniyetlerin de ortak idraki vardır. Ona nüfuz etmeden o medeniyetleri yeniden inşa edemezsiniz. Bu idrak nasıl oluşur ve tarihe nasıl yansır? Bunu zihniyet ve sosyal veya tarihi yansıma ile sağlayabiliriz. Zihniyet parametreleri; varlık, bilgi ve değerdir. Sosyal hayata yansıyanlar ise; hukuk, siyaset ve ekonomidir. Bir zihniyet varlık nazariyesini yeniden inşa ederse ve oradan değer sistemi insanın zihninin oluşturan değerler ortaya koyarsa bir zihniyet şekillenmeye başlar. Sonra o zihniyet kendisini sosyal hayata bir hukuk sistemi, bir siyasal düzen (şehirler de bunun içindedir) bir ekonomik düzen olarak yansıtırsa işte medeniyet inşa edilir.

Medeniyet sizinle birlikte yaşadığı zaman vardır. Siz medeniyete nüfuz ettiğiniz zaman o medeniyeti hayata geçirirsiniz. Dolayısıyla sizin varlık bilinciniz kimlik bilincinize yansıyacak, kimlik bilinciniz tarih bilincine yansıyacak ve tarihin öznesi olarak göreceksiniz kendinizi nesnesi olarak değil. Ve mekânı tanzim edeceksiniz.  Medeniyetler hayat akışını yönlendirebildikleri ölçüde inançlar medeniyete dönüşür. İnsan hayatının ritmini kontrol edebiliyorsa inanç muhakkak o medeniyet formuna yansır diyerek sözlerine devam eden Davutoğlu ahlak kavramı üzerinden konuşmasına devam etti.

Ahlakçı Olmayın, Ahlaklı Olun

Ahlak sosyal hayatın içerisinde olmuştur. Kitabımın bir yerinde şöyle geçer; Ahlakçı olmayın ahlaklı olun. Çok iyi ahlak teorileri üretebilirsiniz, ahlakla ilgili çok güzel konuşabilirsiniz ama ahlaklı olmak ancak ve ancak güç sahibi olmakla ölçülebilen bir şeydir. Bu bazen bilgi gücüdür bazen maddi güçtür bazen de siyasi güçtür. Ama mutlaka bir şeye güç yetirmek kuvvetimiz varsa o andan itibaren iradeniz ve sınavınız başlıyor demektir. Ve unutmayın gençler insan olmak bununla ilgilidir. Medeniyette işte tam burada kurulur. Soyut bir alanda medeniyet kuramayız. Dünyanın en güzel soyut teorilerini üretelim yansıyan bir pazarı olmazsa bunun hiçbir karşılığı olmaz. Bunun için şunu bilmemiz gerekir ki Anadolu’da İslam’ın köklerini yerleştiren ahilik teşkilatıdır. Elbetteki Fatih’in Alparslan’ın çok katkısı vardır ama ahilik teşkilatının ayrı bir yeri vardır diyen Davutoğlu hasbihaline kimlik kavramı üzerinden devam etti.

Evrensel Olmayan Hiçbir Şey Yerli Olamaz

Kimlikler insani kimliği, medeniyet kimliği, millet kimliği ve şehir kimliği birbirinden ayrı düşünecek şeyler değildir. Bunları bir bütün olarak ele almalıyız. Bugünlerde siyasetin dilinde olan millilik yerlilik çok kullanılan şeyler oldu. Ama gençler şunu bilin ve zihninize de tam olarak yerleştirin, evrensel olmayan hiçbir şey yerli olamaz, milli olamaz. Milli olmayan hiçbir şeyde evrensel olam0az. İnsanlara tek tek hitap edemeyen birisi kendi milletine de hitap edemez. İnsanlara tek tek söyleyecek bir şeyi olmayan birisi, ben sadece onları Türklere Kürtlere Araplara ve Çerkezlere söyleyeyim diyerek zihniyet devrimi yapamaz.

Her bir insanın kalbine girecek yüreğini işleyecek zihnini şekillendirecek bir çerçeveniz yoksa kendi milletimize de asla iyilikte bulunamayız. Buna mukabil kendi yerel ve milli değerlerimiz üzerinden Bir dünya görüşü yoksa diğer insanlara verebileceğiniz bir mesajınız da yok demektir. Gençler şimdi bizim tüm insanlara verecek büyük bir mesajımız var. Buda esmaül hüsna ile belirlenen ve “ben idrâkinin” gerçek anlamda anlaşılması benimsenmesi ve özümsenmesidir. Bunun içinde bir medeniyet kimliğine ihtiyacımız vardır çünkü biz boşlukta değil büyük bir medeniyetin öznesi olarak tarihin içerisindeyiz.

En Güçlü Kişi Kendisiyle Barışık Olandır

Son olarak; eğer çıktığınız yol, idealleriniz, belli değerleri hayatınıza yansıtmak ise ve nihayetinde şahsi yansıtmanın ötesinde bütün bir medeniyeti yeniden hikaye etmek gibi kolleltif bir amacı ortak olarak yürümeyi düşünüyorsanız, önce bilincinizi ve bu çerçevede varlık, zaman, tarih ve mekan bilinciniz doğru inşa etmelisiniz. Muktesebatınızı tahkim edeceksiniz. Her biriniz hayat çizginizi oluştururken sadece meslek sahibi olmak değil, önce insanlık birikimine ait olma ve ona sahip olma sonra kendi medeniyetinizin öznesi olma ve nihayet onlar olduktan sonra iyi bir meslek sahibi olmalı. Ve eksiklerini bu ya da başka programlarla takviye etmelisiniz. Çünkü bizim müktesebatımız kendi medeniyetimizin hakim olmadığı bir dönemde oluşmak zorunda olduğu için sizin özel çabalarınız olmadan bunu elde edeceğinizi düşünmeyin. En güçlü kişi kendisiyle barışık olandır diyerek “Duruş-Gençlerle Yüz Yüze” hasbihalini bitirdi.

 

 …

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili yazılar