Anadolu Buluşmalarına Katıldık

Anadolu Platformu tarafından bu yıl 14.sü düzenlenen Anadolu Buluşmalarına katıldık. Beş gün süren buluşmalar Ankara’da icra edildi. Buluşmaların ikinci günü son oturumunda “Bir İnsanlık Durumu Olarak Gençlik” üst başlık çerçevesinde; Genel Başkanımız Muhammed Fatih Eren, Genel Başkan Yardımcımız Halide İkra Kahraman konuşmalarını gerçekleştirdi.

Fıkıhın önemine değinen Muhammed Fatih Eren, “Müslüman toplumlarda hayatın tabiî akışıyla fıtrat dini olan İslâm’ın ahenkli birlikteliğinin ürünü olarak ortaya çıkmış, tarihî süreçte geniş İslâm coğrafyasında hem ortak paydayı oluşturmuş hem de bölge ve dönem farklılıklarını bunun gerektirdiği ve değişimi karşılayan bir dinamizmi içinde barındırmıştır. Aynı zamanda fıkıh, Müslümanların inen dinleriyle yaşanan hayatı nasıl uzlaştırdığına dair paha biçilmez bir tecrübe birikimini ve İslâm toplumlarının hukuk kültürünü temsil etmektedir.” dedi.

İnsan hayatını şekillendirecek olan tek unsurun Allah ile olan ilişkisine dikkat çeken Eren, “Cenabı Hakkın Kerim kitabında ifade ettiği ödevlerin başında insanların arasında adaleti, merhameti, ihsanı yani iyiliği yaymak gelmektedir. Bu ulvi sorumluluğa sahip olmak ve hakkıyla ifa edebilmek bireyin Allah’la olan ilişkisine bağlı bir durumdur. Bu bağlamda bizler üniversitelerde ve liselerde davetçi kimliğini taşıyan sorumluluk sahibi, duyarlı gençler olarak bir örneklik bilinciyle hareket ediyor, gençlerimizin manevi dünyalarına katkı sunabileceğimiz ortamlar ve çalışmalar inşa etmeye çalışıyoruz. Çünkü biliyoruz ki, merhum Aliya’nın deyimiyle -Yeryüzünün öğretmen olabilmek için gökyüzünün öğrencisi olmak gerekmektedir.-” diye ekledi.

Genel Başkanımız Muhammed Fatih Eren, gençliğin önemine İslam Peygamber’inden (s.a.v) örnek vererek, “Hz. Peygamber’in Medineli Müslümanlara Kur’an’ı ve İslâm’ı öğretmek üzere görevlendirdiği Mus’ab b. Umeyr, elçi, zekat memuru ve kadı sıfatıyla Yemen’e gönderdiği Muaz b. Cebel, Şam tarafına göndermek üzere hazırladığı ordunun komutanı olarak tayin ettiği Üsame b. Zeyd, bu konuda önümüze önemli bir perspektif sunmaktadır.

Yaşadığı şehir, bulunduğu toplum, sahip olduğu kültür gençlerin farklı zenginliklerden faydalanmasına imkan tanımakta ve ufuklarını genişletmektedir. Bu gerçekliğin farkında olarak gençlerimizle her zamanda ve zeminde istişare ve fikir alışverişinde bulunarak hareketimizi ve teşkilatımızı daha dinamik kılmaya çalışıyoruz. Dururken değil adeta yürürken değişiyor, farklı ve yeni fikirleri ortak akıl zemininde tahlil ediyor, zamanın ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar üretmeye çalışıyoruz.” dikkat çekti.

Sivil toplum çalışmalarında kurumsal hukuk ve istişare kültürünün bir hayat tarzı, bir düşünme ve planlama biçimi ve başkalarıyla, ilişki kurmanın bir modeli olduğuna işaret ederek, “Anadolu Öğrenci Birliği olarak Yönetim organları hususunda öğrenci ve danışma meclislerimizle işlerimizi hukuka uygun, şeffaf, sorgulanabilir bir anlayışa dayanarak yapmaktayız. Çalışmalarımızda kurumsal meşvereti işletiyor, istişare kavramını yürüyüşümüzün başlangıç noktası olarak kabul ediyoruz.

Yılda üç kez düzenlediğimiz öğrenci meclislerimizle üniversitelerde ulvi mücadelemizin sorumluluğunu üstlenmiş kardeşlerimizle yoğun istişareler yapıyor, gençlik çalışmalarımızın stratejilerini belirliyoruz. Aynı şekilde her sene iki kez organize ettiğimiz danışma meclislerimizle illerimizde gençlerimize danışmanlık yapan abi ve ablalarımızla hareketimizin temel ilkeleri, çalışmalarımızın seyri ve iyileştirilmesi üzerine fikir alışverişinde bulunuyor, tecrübe ve birikim paylaşımına zemin oluşturuyoruz.

Kurumsal hukuk açısından ele alınması gereken bir diğer konu ise hesap verebilirliktir. Yönetici ve gönüllü kadrolarının hak ve sorumluluklarının belirli olduğu hukuka uygun yapılar, topluma karşı güven tesis edebileceklerdir. Birçok insanın çabası, özverisi, maddi ve manevi destekleriyle hareket eden kurumlarımızın hesap verilebilir bir anlayışla yönetilmesi, inancımızın da bir gereğidir. İşi ehline vermek, kaynakları verimli kullanmak en önemli yönetim ilkelerimizden biri olmalıdır. Bu, işin kurumsal kimlik ve hukukilik boyutudur.

Bir diğer taraf ise yüreğine dokunulan nesilleri yetiştirirken hangi amaç uğruna yetiştirildiğinin beyanıdır. İletişime kapalı, gündemi belirsiz, amaç ve hedefleri çizilmemiş grupların gençleri hangi gayeye hizmet ettirdiklerinin bilinmemesi toplum nezdinde güvensizliğe sebebiyet verecektir. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşları tarafından gençlerin önüne koyulan amaç ve hedeflerin açık ve net olması, elzem bir sorumluluktur.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Genel Başkanımız Muhammed Fatih Eren’den sonra söz alan Genel Başkan Yardımcımız Halide İkra Kahraman, ahlakın, insanın kendisi dâhil, varlıkla ve insanlarla ilişkilerin de davranış çerçevelerini çizen değer yargıları olduğuna vurgu yaptı.

Kahraman, “Peki insanın doğaya karşı ahlakı nasıl olmalıdır?  Nasıl ki kendimizi öteki üzerinden tanımlıyorsak bu noktada doğada bizi tanımlayan bir şey ve bizim insan olarak onunla iletişim halinde olmaya ihtiyacımız var. Doğanın benim hezimetime sunulmuş bir mekan olarak görmekten daha fazlasına ihtiyacımız var. Çok yakın bir zamanda doğaya karşı ahlaklı olmadığımızda/ doğanın sesini duymadığımızda nelerin olabileceğini hep beraber deneyimledik ve halen de deneyimlemeye devam ediyoruz. Şu an da dünya da iklim krizi, gıda krizi, su krizi mevcut. Çevre sorunları yeryüzü ile kurulmuş yanlış ilişkilerin bir sonucudur.  Bu temel bir insani ihtiyaçken bizim insan olarak öncelikli sorumluluğumuz bizden sonraki nesillere yaşanılabilir bir yeryüzü bırakmaktır.  Bunun içinde daha sürdürülebilir, daha fazla fayda üreten projeler üretme sorumluluğumuz bulunmaktadır. İslam şehirlerin de bireysel sorumlulukların ön plana çıktığı ve evin dışında olan her leyi devlet üstlendiği insanları bunlarla ilgili bir sorumluluk duygusu geliştirememiştir. Müslüman devletlerin yakın tarihlerinde hiç yer tutmadığını görüyoruz. (Kronoloji eklenebilir.) Zamanın siyaseti daha fazla gündemimizde. Ağaç dikme, çöp toplamadan daha fazlasına ihtiyacımız var. Biz dünyaya geldiğimiz de nasıl ki hayatımızı devam ettirebilecek insanlar olan ilişki gibi olmalı yani sağduyu ona kontrol kurmaya çalışmak değil, beklenti kurmaya çalışmak değil saygı duymalı ve kabul etmeli.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Sunumun ardından Anadolu İstişare Kurulu Üyesi Abdulhakim Yalçın tarafından Mesut Çaça, M. Fatih Eren, Halide İkra Kahraman ve Cumali Kaplan’a program anısına plaket takdim edildi.

Canlı yayın:

 

Fotoğraf galerisi:

0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili yazılar