Raşid Gannuşi ile Özel Oturum Gerçekleştirdik

Nahda Partisi Lideri ve Tunus Meclis Başkanı Raşid Gannuşi ile özel oturum gerçekleştirdik.

Nahda Partisi Lideri ve Tunus Meclis Başkanı Raşid Gannuşi ile özel oturum gerçekleştirdik.

13 Kasım Cuma günü Zoom platformu üzerinden gerçekleşen özel oturuma Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir ve Genel Başkanımız Muhammed Fatih Eren de katıldı.

Türkiye’nin farklı şehirlerinde okuyan üniversite öğrencileriyle icra edilen program, Raşid Gannuşi’nin Laiklik ve Sivil Toplum kitabı üzerine tahlil edildi.

Programın açılış konuşmasında söz alan Anadolu Platformu İcra Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, “Tunus Parlamento’sunun ortaya koyduğu mücadeleyi kutluyorum. Fikir, düşünce ve mücadele anlamında bizlere umut aşıladığınızı ifade etmek istiyorum.” diyerek selamlama konuşmalarını gerçekleştirdi.

Türkiye’deki Müslüman gençlerle buluşmaktan dolayı mutlu olduğunu ifade eden Gannuşi, “Bizim zamanımızda gençlik namaz kılıp Kur’an okuyamıyordu. Kızlarımız başörtüsü takamıyordu lakin sizin zamanınızda biraz daha İslam’ın şartlarını yerine getirebiliyoruz.” diye ekledi.

Öğrencilerimizden Erkam Altundağ’ın “Laiklik kavramının geçmişten bugüne doğuda ve batıda değişimi nasıl olmuştur? Son zamanlarda artan İslamofobi ile beraber laiklik kavramının Müslümanlar üzerindeki etkisi nelerdir?” sorusuna Tunus Meclis Başkanı Gannuşi laikliğin dünyayı önemsemek olduğunu ifade etti. Laikliğin Batı tarafından üretildiğini ve dünyaya Batı tarafından yayıldığını belirten Gannuşi kilisenin dünyayı her daim önemsediğini, bu sebeple ruhlarını ihmal ettiklerini  beyan etti. Dünya ve dinin karşı karşıya gelmesinden ötürü laiklik kelimesinin ortaya çıktığının altını çizen Gannuşi, “Laiklik kavramı ortaya çıktıktan sonra sosyal, kültürel ve ekonomik sistemler laiklik üzerinden inşa edilmiştir. Oysa bizim mukaddes ruhlarımız bunu kabul etmedi. Çünkü onlar kendi bedenlerine dahi önem vermediler. Vücutlarına acı çektirdiler.” diyerek devam etti. Laikliğin ikiye ayrıldığına vurgu yapan Gannuşi, “Tam laiklik ve cüz’i laiklik vardır. Cüz’i laikliğin Almanya’da ve Amerika’da yürütüldüğünü görüyoruz. Bu ülkelerde kiliseler toplum içerisinde eğitim üzerine rol oynuyorlar. Hem toplum hem de siyaset içerisinde dine yer vermek istemişlerdir.” dedi.

“İslam yönetim sistemleri arasında ideal yönetim sistemi hangisidir? Demokrasinin İslam’ın esaslarıyla buluştuğu noktalar var mıdır? Ayrıştığı yerler neresidir?” sorularını soran öğrencimiz Sena Berfin Şirin’e cevaben Gannuşi, “Hiçbir sistemde ideal bir eğitim sistemi ya da siyaset sistemi görememekteyiz. Bunlar ancak deney yaparak elde edilebilir. Bizim dinimiz adalet ve kardeşlik üzerinden, bu değerler üzerinden, inşa edilmiştir. Medine’de ordu idare etmek için diğer inançlardan ve uygarlıktan yararlanabiliyoruz. Hendek Savaşını örnek gösterirsek Selman-ı Farisi’nin, aslen Farisi yani İran kökenli olması sebebiyle ortaya koyduğu hendek fikri gerçekleştiriliyor. Aynı örneği Hz. Ömer (r.a) döneminde de görüyoruz. Bildiğiniz gibi İslam adalet ve kardeşlik üzerinden inşa ediliyor. O dönemlerde de sistem inşa edilmiş bu döneme gelmiştir.” ifadelerini kaydetti.

Yaklaşık iki saat süren kitap tahlili karşılıklı iyilik temennileriyle son buldu.

Fotoğraf galerisi:

 

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

İlgili yazılar